Google


guncel - gülümse - Blogcu



gülümse

27/12/2008

MUTLU YILLAR


YENİ YILDA;
Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerinizi ikiyle çarpın bu kez... Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayırın kendinize...
                      MUTLU YILLAR!!





















7/12/2008

İYİ BAYRAMLAR



Bir bayram gülüşü savurun göklere, eski zamanlara gülücükler getirsin, öyle içten öyle samimi, gözyaşlarınızı bile tebessüme çevirsin. 

İyi bayramlar!






10/11/2008

10 KASIM


 

28/10/2008

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN


23/4/2008

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

 

Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

 

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

 

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

 

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.

 

Atatürk diyor ki:

 

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”

 

 

3/3/2008

PAZAR NEŞESİ

Çok sevdiğim ve yazılarını zevkle okuduğum Sayın Hıncal Uluç'un 02.03.2008 tarihli   pazar neşesi köşesinden alıntıdır.

 

"Çay suyunun kaynadığı çaydanlık evdeki kaynanadır; devamlı kaynar durur.. Üstteki demlik gelindir; çaydanlık kaynadıkça o olgunlaşır, demlenir... Gelinin kocası bardaktır; biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin.. Çocuklar çayın şekeridir; tat verir... Görümce çay kaşığıdır; arada bir gelir ve karıştırır gider..
Kaynataya gelince; o da bardak altlığıdır; dökülenleri bir araya toplar.."

 

 

4/1/2008

KIŞ MANZARALARI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

19/12/2007

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

 

  • Bir bayram gülüşü savurun göklere, eski zamanlara gülücükler getirsin, öyle içten öyle samimi, gözyaşlarınızı bile tebessüme çevirsin. Yüreğinize damla damla umut, günlerinize bin tatlı mutluluk dolsun. Sevdikleriniz hep yanınızda olsun, yüzünüz ve gülünüz hiç solmasın. Kurban Bayramınız kutlu olsun...
  •  

     

     

     

    8/10/2007

    KADİR GECESİ

     

     

    30/8/2007

    MUSTAFA KEMAL'İN KAĞNISI

     

     

    Yediyordu Elif kağnısını,
    Kara geceden geceden.
    Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
    Uzak cephelerin açışıydı gıcırtılar,
    İnliyordu dağın ardı, yasla
    Her bir heceden heceden.
    Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına,
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
    Nam salmıştı asker içinde.
    Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
    Doğrulmuştu yola önceden önceden.
    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
    Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı
    Mahzundu bütün bütün Sarıkız yanı sıra.
    Gecenin ulu ağırlığına karşı
    Hafiftiler, inceden inceden.
    iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında,
    Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri.
    Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi daim.
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
    Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti
    Niceden nicelden.
    Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu.
    Nazar mı değdi göklerden ne,
    Dah etti, yok.
    Dahha dedi gitmez.
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur.
    Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı
    Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden.
    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
    Sür beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin.
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
    Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır,
    Düşerim gerilere iyceden iyceden.
    Kocabaş yığıldı çamura,
    Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar,
    Örtüldü gözleri örtüldü hep.
    Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım,
    Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifçik
    Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

     

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

     

     

     

     

    « Önceki ::